Red Lollipop valkili harikalar kumpanyası Red Lollipop

21 Eylül 2014 Pazar

pin up for di depux!


heleloy minik balkabaklarım^^...bu şirin pazar gününde yine yayınlanması işten güçten azcık geciken bi post var...geçtiğimiz haftalarda çok sevgili yunan tasarımcı despinacımın süper şirin markası di depux için yeniden kamera karşısına geçtim...bana modelliğini yapmam için harika bi leopar desenli dudak kolye yolladı bu kez...kolyeyi görür görmez bu kolye için pin up girl olmam gerek diye düşündüm, despina da onaylayınca ortaya bu görüntüler çıktı...bu postta sizinle çekimimizin perde arkası detaylarını paylaşıcam...işte başlıoooruuuuz^^



öncelikle belki merak ediosunuzdur diye şu modellik mevzusunu ufacık açıkliim...ben di depuxla instagram sayesinde tanıştım...takıları inanılmaz güzeldi ve hemen takibe başladım...sonra bi gün uluslararası modeller aradığını söylediği paylaşımını gördüm...hemmmeeen atladım tabeki...mail yoluyla daha önce çektiğimiz fotolardan örnekler yolladım...kendisi de bana beni beğendiğini ve çalışmak istediğini söyledi...acayip sevindim tabi^^...modelliğimin karşılığında herhangi bir ücret söz konusu değil sadece yolladığı ve kendi seçtiği takılar ben de kalıyor...yani tamamen amatör bir iş bu...tabi ben makyajı,süslenmeyi ve foto çektirmeyi delice sevdiğim için süper bi fırsat!...kendisi her sene böyle bi duyuru yapıo siz de modellik yapmak isterseniz despinanın hesabını (ig hesabının adı didepux) mutlaka takibe alın derim^^...online dükkanına da bakmadan geçmeyin tabe...www.didepux.com 'a hemen tıktık^^...benim işlerimi çok beğendiği için ne şanslıyım ki devamlı modellerinden biriyim...her sezon mutlaka birşeyler yolluyor ben de sevinçten deliriyorum tabe^^...sırada ki ortak işimiz inanılmaz güzel olucak beklemede kalın diye de reklamını yapıorum şimdiden ihihi^^



evet gelelim makyaja ve stylinge^^...valki'nin bitmek bilmeyen ıvır zıvır dolabından yıllllaaar öncesinden alınmış bu zara kirazlı body konseptime cuk diye oturdu resmen...almışım ama hiç giymemişim öylece duruyordu dolapta...görür görmez a-ha dedim işte tam aradığım şey...kombinimi gene yüzyıllar önce aldığım ve tahminen bi kere giydiğim mango kırmızı deri etekle tamamladım...nasılsa boynuma odaklanacağımız için alt tarafı kapasın yeter dedim...eğer pro bir çekim olsaydı boydan kesinlikle kloş böyle dönünce havalanan uçuş uçuş bi etek seçerdim^^...kırmızı stiletto ayakkabılarım gözükmeyeceği için onları da elime aldım ehehe...demokraside ve valkide çareler tükenmez^^



beni bu çekim hazırlığında eeeen çok zorlayan şey saç konusu oldu...tabiki daha dikkat çekici olması için peruk kullanmak istedim...ama elimdeki tüm peruklar uzun...kırmızı peruğumu pin up stilde şekillendirmek için 40 takla attım resmen...aslında çok daha bombeli ve düzgün bir görüntü istiordum ama malesef başaramadım...bi buçuk saat sonunda pes edip bırak dağınık kalsın valki dedim ehehe...pazardan aldığım kırmızı punatiyeli eşarbımı da dolayıverince oldu da bitti maşalla...keşke elimdeki bigudileri kafama bi kaç tane yerleştirebilseydim...bu çekimde de falsom saç oluverdi bence...bi dahaki pin upa o da düzelir umarım^^



ve makyaj...bence pin up stil makyajda herşeyden önce beyaz tenli olmak şart...yani esmerler yapamaz elbette demiorum ama mümkün olduğunca pürüzsüz ve beyaz bir tende çok daha dikkat çekici ve net oluyor...bu sebeple ten makyajınız bu makyajın püf noktası bence...ben pürüzsüzlük için öncelikle bi makyaj bazı kullandım diğer makyajlarımdakinin aksine...kullandığım ürün çok mennun olduğum ve sizlere de tavsiye edeceğim loreal smoothing resurfacing primer...sonrasında yüzüme ve dekolte bölgeme mac face and body fondötenimi uyguladım.(benim rengim N1)...gözaltlarıma ve kapatmak istediğim kızarıklıklar olan bölgelerin hepsine yeni alıp denediğim ve oldukça mennun kaldığım loreal true match concealer ivory rengini uyguladım...en son olarak da yine yeni denediğim ürünlerden biri olan wetnwild coverall pudranın light rengini sürdüm...böylelikle ten makyajımı sonlandırıp can alıcı kısma yani perfect cat eyes bölümüne geçtim^^



göz makyajına geçmeden önce göz bazı olarak klasiğim the balm put a lid on it  kullandım...sonra gözlerime hafif bir aydınlık vermesi için wetnwild sweet as candy üçlü far paletinin en açık kemik rengini tüm göz kapağıma ve göz pınarıma kadar sürdüm...ve eyeliner kısmına geçtim...vazgeçilmez eyeliner kalemim maybelline master precise ile uzun ve nispeten kalın bir cay eye linerı çektim...üzerine takma kirpik uyguladıktan sonra yine bir valki klasiği olan benefit they're real maskara ile alt ve üst kirpiklerimi şekillendirdim...alt göz içlerime essence bloom me up koleksiyonundan açık pempiş göz kalemimi sürüp gözleri kocamanlaştırdıktan sonraaa geçtim kaşlaraaa...kaşlar pin up makyajın diğer bir can alıcı noktası bence...her zamanki kaş rutinimi uyguladım...yani önce essence kaş kalemimle kaşımdaki boşlukları doldurup keskinleştirdikten sonra kaş tarağı ile tarayıp wetnwild kaş maskarası ile sabitledim...yanacıklarıma h&m in autumn flower isimli kırmızı tonlu allığını hafifçe uygulayıp üzerine yelpaze fırçayla  çoook hafifçe the balm mary lou aydınlatıcı ile parlaklık verdim...son dokunuşu da hastası olduğum ve iyi ki almışım dediğim mac maleficent koleksiyon ruju olan true love's kiss ile yaptım...böylece etrafa kıpkırmızı öpücükler dağıtan pin up girl dönüşümüm tamamlandı ehehe^^

fotoğraflarımı her zamanki gibi canım kocacım minik ev stüdyomuzda çekti^^...pin up hikayem özetle işte böyleee^^...merak ettiğiniz diğer tüm sorular ve cevapları için burdayım minik balkabaklarım...bir sonraki valki şirinliğinde görüşmek üzreee^^ <3


                                                                 şirin kalın^^









7 Eylül 2014 Pazar

how did we make a dancing baby groot?



heleloy minik balkabaklarım^^...sizlere sanırım ilk kez bi diy proce ile sesleniyorum ihihi...son zamanlarda eeeen ama eeen beğendiğim film olan guardians of the galaxy filminden bi karakterin polimer kilden yapımını sizlerle paylaşıcam...filmi izlemeyenler için ağır spoiler olabilir...o yüzden lütfen filmi izlemediyseniz postun devamını okumayın!...ve hemen tercihen 3d imax bi sinemada acilen izleyin vizyondan kalkmadan^^

''this post is dedicated to my soul mate hande 'hesionka' akyürek...love you so much babe! <3 ''


spoiler alert!


karakterimiz galaksinin koruyucularının bence en en en şirini olan groot...kendisi devasa bi ağacı ya da entleri andırıyor...bana kalırsa pagan tanrısı filan ihihi..en yakın dostu rocket raccoonla muhteşem bi ikili oluşturuyo...film boyu kocaman bi ağaç halinde gezerken filmin post credits bölümünde karşımıza minnak bi halde saksıda aşırı şirin bi halde dans ederken çıkıyo...o sahneye bayılmamak elde değil...inanılmaaaz güzel^^...film biter bitmezzz elleeemm ben bundan istiyorum dedim...dememle birlikte ertesi gün nette zaten benim gibi düşünen yüzlerce insan olduğunu ve çooooktan tutoriallarının çıktığı farkettim...veee cağnımmmm craft piyemsesim hesionkamın da groota bayıldığını öğrendimmm ve biz bunu yaparız demesiyle delirdim ihihi^^...hemen bizim evde bi buluşma ayarladık...gerçi groot bahane hesimle muhabbet şahane ihihi...bendeniz sıfır anladığım için bu tarz işlerden pek tabikisi tamamen hesimin el emeği ve becerisi ile bişiler ortaya çıkardım...eviiittt en başta biz de tabiki hesimin seçtiği bi youtube tutorialını örnek alıp izleyerek işe başladık...işte o tutorialın linki...sonraaa kendimizce yapmaya koyulduk^^




malzemeleeeeer:

kahverengi ve siyah polimer kil

akrilik boya(kahverengi tonları,siyah,yeşil tonları yeterli olabilir...biz elimizde çok renk olduğundan karıştırdık istediğimiz tonlar olana kadar^^)

bi kaç parça tel

saksı(tercihen beyaz tabi ama biz bulamadık^^)

yapay çim

aliminyum folyo

silikon tabancası ve silikon^^

azcık dokulu ip,ince halat vs^^


kahverengi kille öncelikle bebek grootun kafasını ve saçlarını oluşturan minik dalcıkları yaptık...kil çok çabuk kuruyan bişey o yüzden böle bi kap su mutlaka yanınıza alıp arada ıslatıp çatlayan ve kuruyan yerleri düzeltin...saçları sakın sona bırakmayın mutlaka kafayı yuvarladıktan sonra o dalcıkları da yapın kenara koyun...pek tabikisi benim yetenekli piyemsesim hesim yapmaya çalıştığım herşeyi rezil etmeme ramak kala et atarak düzeltti^^...o olmasa asla yapamazdım kesinlikle...inanılmaz eğlenceli bi geceydi...bu vesileyle canım dostuma burdan da milyon tane öpücük gönderiyorum :*...evit kafacığını yaptıktan sonra iki tane minnoş göz yapıorsunuz siyah polimer kilden ve oyduğunuz yuvacıklarına yerleştiriyosunuz...burdan sonra göz altlarına hafif şişlik  verme işte burnunu hafif ortaya çıkarma gibi elinizin yapabildiği detaylara girebilirsiniz ben gene çok beceremedim ama hesimin yardımıyla azcık yaptık bişiler^^



sonracımaaa vücudunu yapıosunuz içine de bi tel geçiriosunuz kafayla birleşmesini sağlamak için...sonra iki kolunu yapıp gövdeye gene tel geçirerek sabitliosunuz...bu işlemle yapışma zor olabilio biz o yüzden yapışmayan kısımları silikonla tabancasıyla sağlamlaştırdık...bebeğimiz şekillenince doğğğruuu fırına attık yaklaşık 50 derecede bi saate yakın pişirdik...aman bu aşamada sık kontrol etmeyi unutmayın çünkü kömür gibi yanabiliyomuş^^...biz yakmadan azcık nemli de kalsa pişirdikten sonra akrilik boyayla boyama aşamasına geçtik...9 liraya kırtasiyeden aldığım 12li akrilik boya set işimizi süper gördü...hesicim şahane ağaç tonları yaptı...bana boyaması kaldı kafama göre^^...bi de yaprak ve dal efekti için böle dokulu doğal ipler var ya hani onlardan vücuduna ve kollarına sarıp onları da yeşile boyadık aciip cici oldu^^...balkonda bi yarım saat kurumaya bıraktıktan sonra sıra geldi saksılarımıza dikmeyeee bebeğimizi...bunun için saksılarımızın altına alimunyum folyoları tıkıştırdık...ortasına da bi çukur açıp bebeğimizi silikonla yapıştırdık...üst kısma da benim bi milyoncudan seneler önce aldığım balkonda çürümekte olan bi yapma çiçeğin yapay çimini çıkarıp yine silikonla yapıştırdık...son olarak da spray vernikle parlattık...ve tadaaa bebek grootlarımız gece on ikide nihayet tamamdı^^



valla sohbet muhabbet filanda var ama bayaaa vaktimizi aldı yapmak ihihi...gözlerimizin şişliğinden anlayabileceğiniz üzre^^...her saniyesinden deli keyif aldım ve eğlendim...hesimin bebeğinin masum ifadesine öldüm bittim...günlerce kendi bebeğimi geldim gittim sevdim^^...umarım bizim bebek groot denememiz size de  ilham verir ve yardımcı olur...eee ne de olsa we are groot!





ps: bebeğimizin tek bi eksiği vardı o da dans edemiyordu ihihi...onu da şöyle çözdük ;)


video



                                                                     şirin kalın^^










25 Ağustos 2014 Pazartesi

valki'ye sor!^^



heleloy minik balkabaklarım^^...nihayet geçenlerde instagram hesabımda bana sorduğunuz merak ettiğiniz sorularınızın cevaplarını verebiliyoruuum ihihi...öncelikle soru soran tüm tatlışlara koccamaann tişkürler...işte o sorularla birlikte benim de eklediğim bi kaç başka soru ve cevabı karşınızda^^

@hilalsblog: kaç yaşındasın dimişşş meselaaa ehehe tam 33 yaşındayım...21 mart 1981 doğumluyum...yani ekinoks kızıyım...hadi bonus olarak burcum koç yükselen burcum da aslan diyiveriim =^.*=

@fndkkrdu: nasıl bu kadar güzel olmayı başarıyosun demiş çoook datlııı bi şekildee ve utandırmışş ihihi...çok güzel falan diilim fındığım kurduuum o senin nezaketin tammamen...standart 158 cmye 50 kilo minyon bi kızçeyim^^...işte burnu yaptırdık o biraz hoşluk kattı tabe...sonracıma gözler anne yadigarı yeşil o da azcık cici...yoksa gözlerimin şekli falan gayet japon sabahları yok oluolar makyajla açıyorum ehehe...öyle güzel falan diilim asla sadece sevimli bi tipim yani...o kadarcık valla^^

@sempaslan: canım sempaammm eeen çok yaşamak istediğim ülkeyi sormuş...bunun çok net bi cevabı var:norveç!...hatta şöle de bi post yapmıştım zamanında neden norveç diyenler için ihihi^^

@yellydelly: tanıdığım en orcinal insanlardan biri demiş ve sormuş hep mi böleydiii valkiii?...yaaa nası mutlu oluorum böle şeyler duyunca anlatamam...çok tişkürler sevgili yellydelly <3...valkicik hep azcık tuhaf olmakla birlikte özellikle son 5-6 senedir aşırı kawaiiliğe vurdu kendisini...ondan önce rocker hatta gotik bile belki denebilirdi kendisine ehehe....garip ama gerçek bi değişimim oldu tarz olarak...ama hep farklı alternatif ve olağandışı şeylere ilgi duydum...çocukluğumdan beri böyle bu...hiç değişmedi^^

@nilyone: tatlı hemşom nasıl bu kadar can sıkıcı şey varken böle mutluluk saçabiliosun demiş?...aslında saçamıyorum...yani öyle gözüküyor biliyorum ama gerçek hayatta o kadar da pozitif olamayabiliyorum...çabuk üzülen çabuk morali bozulan ve biraz da çabuk panikleyen biriyim...ama mizaç olarak gülümsemeyi somurtmaktan daha çok seviyorum...yani genel ifadem mutlu benim içimde çok mutsuz olsam bile...ona engel olamıyorum...sanırım mutlu gözükmek de bi alışkanlık ve bazen fake itiraf etmeliyim ki :/

@paragoth: çok süper bi soru sormuş ve demiş ki neden böle kawaii bi insan doktor olmak ister ki? ...evet hakkaten neden yaaaa...çok pişmanım...hayatımdaki en büyük pişmanlığım doktor olmam...böyle söyleyince çok tuhaf duruyor biliyorum...ama gerçek hislerim böle...ben fen lisesi mezunuyum...bildiğiniz fen lisesi evet o da bi tuhaf ya neyse ehehe...fen lisesi mezunuysanız ya doktor ya da mühendis olursunuz...bu bir kuraldır...benim öss puanım (ki o zaman öss vardı düşünün ehehe) odtü, itü veya boğaziçinde bi mühendisliğe yetmiyordu...bunun dışındaki üniversiteler de üniversiteden sayılmıyordu bizim camiada ehehe...sonuç olarak geriye tıp seçeneği kaldı...ki babam da doktor olmamı garanti bir meslek olması hasebiyle çok istiyordu taaa en başından beri...onun da gazıyla tüm tercihlerimi tıp yaptım ve marmara üniversitesi tıp fakültesini kazandım...sonrasında hiç  sevmediğimi ve bana asla uygun olmadığını anladım ama bırakabilme kararına hiç bi zaman cesaret edemedim :/...velhasıl kelam fakülteden mezun olup bi eğitim araştırma hastanesinde aile hekimliği ihtisası yaptım...şu an aile hekimi uzmanıyım...istanbulda bi aile sağlığı merkezinde çalışıyorum...memur olduğum için nolur nolmaz daha fazla detay vermiyim ehehe^^

@pi.ka.cu: ilk cosplayin neydi demiş^^...bu bahaneyle cosplay mevzusuna da açıklık getiriyim...benim yaptığım şeylere aslında cosplay denmiyor...yani cosplay karakterin birebir çok daha detaylı, çok daha gerçekçi ve kişinin genellikle kostümlerini kendisinin diktiği bi uğraşı...ben asla bi cosplayer değilim...sadece konsept makyaj denemeleri yapıyorum...gerçek anlamda tek cosplayim sailor moon dan black lady karakteri...şurdan görebilirsiniz kendisini...o zaman sanırım onu gerçek anlamda ilk cosplayim sayabiliriz ihihi^^

@sevilaylaylom: adın ne demiş ihihi^^...gerçek adım eylem...adımı da pek severim...karakterime çok uygun buluyorum^^...babam koymuş bi de <3

@happy_saturn_girl: canım elifciimmm seni en çok hayal kırıklığına uğratan şey nedir demiş...uhmm sanırım beni en çok hayal kırıklığına uğratan şey çok çalıştığım halde tıpta uzmanlık sınavında istediğim puanı alıp asıl istediğim branş olan dermatolojiyi kazanamamam...belki istediğim branşın uzmanı olsaydım daha az mutsuz olurdum doktorluk yaparken...bi de dermokozmetik uzmanı olurdum kendi kozmetik firmamı kurardım...bu da arada kaynasın...eeeeen büyük hayalim valki cosmetics adında bi kozmetik şirketi kurmak...asla gerçek olamıcak olsa da süper hayal...doe deere ninki gibi filan hani^^

@asenamrc: en sevdiğim hobimi sormuş: tabeki makyaj yapmak ihihi^^...izlediğim dizileri sormuş bi de: şu an dizi izlemiyorum çünkü hepsi tatilde ehehe...the vikings,the walking dead,game of thrones,sherlock,penny dreadful ve hannibal yeni sezonlarında da takip edeceğim en sevdiğim diziler...ama tüm zamanların en iyi dizilerinden breaking bad'in bendeki yeri bambaşka...en sevdiğim dizi ise hepsinin arasında sherlock...izlemediyseniz mutlaka izleyin derim^^...i am a total cumberbitch!...hep neşeli misindir? demiş son olarak da...ı ıh değilim benim de çok ama çok mutsuz olduğum zamanlar oluyor...hem de bazen sıkça :/

@alasdead: animeye ve cosplaye ilgimin ne zaman başladığını sormuş...anime izlemeye çoook çoook eski zamanlarda çocukluk çağında başladım...ilk izlediğim anime tvdeydi ve çizgi film sanıyordum tabiki...tahmin etmeniz zor olmucaktır kendisi sailor moon^^...sonra üniversite yıllarında bilinçli bi şekilde netten pek çok animeyi takip ettim...en sevdiğim animelerden bazıları; bleach, full metal alchemist, card captor sakura ve tabiki death note...cosplayle tanışalı ise çok olmadı son bi senedir falan profesyonel cosplayerları, türk ve dünya cosplay camiasını takip ediyorum...son olarak da sizin gibi bi doktor daha var mı demiş^^...yani değişik hobileri olan çok alternatif doktor arkadaşlarım olmakla birlikte benim kadar abartanı sanırım yok benim tanıdıklarım arasında ehehe...ama ne demişler tıp fakültesinen nadiren doktor çıkar^^

tüüüm sorular içinnn çoook tişkür ediyorummm tekraaar....başka merak edilen sorularınız varsa onları da sormaktan çekinmeyin diyorum minik balkabaklarım...kocaman sevgileeer^^

ps: instagram kullanıcı adım drvalki ^^


                                                                     şirin kalın^^

                                                            











31 Temmuz 2014 Perşembe

tatil valkisi^^




heleloy minik balkabaklarım^^...herkesler gibi valkicik de tatildeydi...gitti gezdi gördü ve sizler için faydalı olabileceğini düşündüğü yorum ve önerileri ile bi tatilde ne yaptım postu hazırlamaya karar verdi ihihi^^...bu kez tatil için memleketimizin bi köşesini değil de son zamanlarda çokça popüler olan yunan adalarını seçtik...genelde tatilde nereye gideceğimize ben karar veriyorum...bu seferde öyle oldu ama tatil seçerken kriterlerim biraz saçma benim diğer konularda da olduğu gibi^^...öncelikli olarak deniz güneş kum gelmiyor benim için çünkü tam bi vampirim...çok beyaz tenli olduğum için denize girmek benim için keyiften çok işkenceye dönüşüyor...on kat koruyucu krem sürüyorum gölgesiz oturamıyorum falan filan yani astarı yüzünü geçiyor hesabı...bi de tatilde yemek mevzusu çok önemli benim için...ben akdeniz usulü beslenen bi canlıyım ehehe...sebzesiz salatasız meyvesiz ölürüm resmen...geçen kış gittiğimiz amsterdam tatilinde içimde resmen waffle ağacı çıkıcaktı başka bişey yiyemediğim için...neyse bunca lagalugadan çıkan sonuç şu ki hem kocacık için deniz. hem benim için gezme, hem güzel yemek hem uygun fiyat hem yurtdışı tatili olsun dedim...çıkan sonuç yunan adaları oldu...işte size valkinin gözünden rodos,mikanos,santorini ve sakız adası^^



biz ets turun gemi ile 4 gün 3 gece çeşmeden hareketli yunan adaları turunu satın aldık...ilk durağımız rodos,ikinci durağımız bir gece konakladığımız mikanos üçüncü ve son durağımız ise santoriniydi...merak edenler için biz schengen vizesi almayı tercih ettik çünkü yunanistanın 6 ay gibi uzun süreler vize verdiğini duymuştuk...fakat öyle olmadı sadece 2 aylık vize alabildik neyse ona da şükür dedik ehehe...gemi turunda sabah-öğle ve akşam yemekleri açık büfe sınırsız,kamaralar küçük ama temiz,gemi 4 yıldızlı bi otel standardındaydı...vize dahil bize iki kişi yaklaşık 2,5 milyara maloldu...ben ilk kez bi gemi turuna çıktım...açıkcası beklediğimden çok daha iyiydi...gemideki yemekler beni şaşırtacak düzeyde iyiydi (her ne kadar son günlere doğru azcık savsaklasalar da ehehe)...su hariç tüm içeceklerin yemekte paralı olması biraz can sıkıcıydı...bi kadeh şarap 4.75 yuroydu yani^^...en çok duştan korkuodum ama valla 7/24 sıcak suyun olduğu ve saçlarımı keçeleştiremeyen bi su ile karşılaştım...en çok çuvalladığım nokta gemide havanın adalara göre çok daha serin ve rüzgarlı olması noktasıydı...siz siz olun mutlaka yanınıza bi kaç tane sweat shirt,hoodie filan alın gemi turuna çıkacaksanız^^...oy ne uzun girizgah oldu bi türlü rodosa gelemedim...(ha bu arada gemiden nereye kaçta indik kaçta bindik gibi detayları paylaşamıcam vallahi de hatırlamıyorum çünküm ehehe^^)...işte şimdi geldik rodostayız^^




açıkcası belki efektif gezemediğimizden belki renklerinden belki aurasından rodos beni en az içine çeken ada oldu...daha çok orta çağa ait eserleri ile meşhur olan rodos biraz gri bi ada...azcık hüzünlü gibi böle...taş toprak kale görmek istiyorsanız fotoğrafa meraklıysanız filan ilginizi çekebilir...ama baya büyük bir ada olduğu için bi günde neyi ne kadar görebilirsiniz bilemiyorum...bi de araba şart bu adada çünkü nerdeyse istanbul kadar var^^...biz çok üstün körü gezdik...peki plaj yok mu var elbette...biz çoook meşhur lindos plajına gidelim dedik demez olaydık...1.5 saatlik otobüs yolculuğu sonrası plaja eşşeklerle gidilebildiğini görüp şöleee bi tepeden baktık...belki başka bi yolu da vardı filan ama arabamız olmadığı için geri dönme sorunu filan yüzünden sadece o bölgeyi gezip plaja inmeden geri döndük bu da bize araştırmadan bi işlere kalkışmamak gerektiği konusunda kapak oldu ehehe^^...sevgili kocacım tabe bol bol foto çekti (ki bu postta paylaştığım tüm fotolar kendisinin objektifinden) sanırım rodosun tadını en çok o çıkardı^^...ben de 3 yuroya aşırı cici kelepir bi terlik aldım rodostan aklımda bi tek onlar kaldı ihihi^^



bu da benim rodos hatıram ehehe...papağandan korkan valkinin yine de azimle poz vermesi^^...sonradan korktuğum kadar varmış dedim çünkü gerçekten gagalıyolarmış^^...karper peynirinden hallice rengime de dikkatinizi çekmek istiyorum bu fotoda ehehe...rodosun özeti ise yani gitmeseniz de olur ama gitseniz de bişey kaybetmezsiniz şeklinde benim açımdan^^



geldik benim kesinlikle açık ara favroim olan ikinci durağımız olan mikanosa...beni burda bırakın ya valla...herşeyiyle harika...denizse deniz...yemekse yemek...eğlenceyse eğlence...tek olmayan şey yeşillik o da olsaymış zaten yıkılırmış ehehe...bi gece konakladığımız tek ada bu olduğu için bu sefer araba kiraladık gezerken...çok da rahat ettik bu yüzden...meşhur mikanos plajlarına yürüyerek gitme şansınız yok çünkü...scooter ve atv seçenekleri de var ama o sıcakta ve çılgın mikanos yokuşlarında pek konforlu olduğunu söleyemiciim^^...mikanos malumunuz her türlü cinsel tercihe sahip insanların bir arada bulunduğu hatta çıplaklar plajı ile de meşhur olmuş bi tatil beldesi...ben bu konuda oldukça geniş görüşlü olduğum için hiç mi hiç rahatsız olmadım diyebilirim...ha çoluğumla çocuğumla gidicem ortam nası derseniz...yahu başka yer mi kalmadı gitmeyin mikanostan da geri duruverin derim...darılmaca gücenmece yok ama ahlak kavramınızın size göre bazı kriterleri varsa lütfen zaten dünyada bi kaç yerde rahatça yaşayabilen insanların olduğu yerleri es geçin kendi ahlak kaygılarınızla onları da kendinizi de huzursuz etmeyin derim...zaten bu durum yüzünden oldukça azalmışlar millet maymuna çekirdek atar gibi izlemeye geldiği için...neyse efenim mikanosa devam edicek olursak pahalılığından bahsetmemek olmaz tabe^^...rodosa göre direk 2 katına çıkıyor hemen fiyatlar burda...hediyelik işini filan rodosta halledin derim ehehe^^



beachlerin en güzel ve en meşhurlarından biri çılgın eğlenceleri ile de meşhur olan super paradise beach...size burayla ilgili tek kelime söleyebilirim ki o da ohaaaaa...neye niçin oha çünkü bizim ülkemizdeki bunun beşte biri etmeyen beachlerle arasındaki hizmet ve kalite anlayışı ile fiyat-performans oranı o kadar farklı ki...dünya güzeli beache geliosun masasına oturuosun...ne gelen var ne giden ne sen kimsin bacım diyen...denizine gir duşunu al masada hala otur tek kuruş ödeme bi de üzerine free wi-fi kullan^^...haaa şezlong ve şemsiye mi istedin ver 12 yuroyu gün boyu takıl...hala ne yiyon ne içion diyen yok...üstüne beach partide manyaklar gibi dans et,dansçıları izle,gene beş kuruş verme...şaka gibi değil mi sizce de?...ben bunu gördükten sonra valla alaçatıda filan sadece hava parası diye onca giriş ücreti alan beachlere uğramama kararı aldım...resmen soygunculuk yaptıkları neyse bak aklıma geldi sinirlendim gene ehehe^^...özetle mikanos gene gidilecek ve en az 3-4 gün kalınacak yerler arasında çoktan yerini aldı bizim aile için...ve pek tabiki size de şiddetle tavsiye ediyorum minik  balkabaklarım^^



mikanos geceleri de çok ama çok hareketli tabeki...gündüz başlayan beach partiler gece daha da hızlanarak devam ediyo...meraklısına tabe ehehe...biz parti yerine güzel bi balık ziyafeti çekmeyi tercih ettik ve en iyisi dedikleri nikonun yerini seçtik...kime sorsanız göstereceği mikanosun merkezinde bi yer niko's taverna...buharda midye ve levrek belki de yediklerimin en iyisiydi o kadar söliim...fiyatlar gene istanbuldaki balık restoranlarına göre ucuz mikanosa göre normal standartlardaydı diyebilirim...illa niko's olmasına gerek yok ama mutlaka mikanosta deniz ürünlerinin tadına bakın...kesinlikle pişman olmucaksınız^^



veee gemi turumuzun son durağı olan manzara aşıklarının ve romantiklerin favorisi olacağına inandığım santoriniye geldi sıra...volkanik bi patlama sonucu oluşan bi ada olduğundan kumsalı siyah kumlu ve oldukça küçük olan bu adada deniz tatilini çok düşünmeyin derim ha illa denize gircem derseniz gene araba kiralamanız şart onu da ekliim...bu adada alıcaksın sevgilini eşini gün batımında şarabını yudumluycaksın olayı o yani^^...santorininin merkezi resmen dağın başında ehehe...bu yönüyle bana eski mardini çağrıştırdı...gemiyle yanaştıktan sonra adanın merkezine teleferikle çıkıosunuz ki yükseklik korkunuz varsa biraz acı verici olabilir bu durum valki uyarmadı demeyin ehehe...ada mavi ve beyazın vals yaptığı inanılmaz güzel korunmuş bi dokuya sahip...merkezi dışında çok gezilen ve meşhur mavi kubbelerin bulunduğu oia şehrine mutlaka gidin derim...zaten sürekli otobüsler var ve sadece 10 dk filan sürüyor gitmek...burdaki muhteşem manzaralı evlere ve otellere hayran kalmamak elde değil...zaten pek çok holivud ünlüsünün filan evi varmış burda...hiç şaşırmadım ehehe...dayanamadık baktık bi gecesi 5-10 milyar filan otellerin o derece^^



burda pozu olmayanı dövüolarmış dediler biz de verdik gitti ehehe...şansımıza deli gibi rüzgar vardı...akşam üşüdük bile diyebilirim ama normalde adalar arasında en sıcak olan santoriniymiş...santorini ile ilgili size verebileceğim diğer bi detay da inanılmaz güzel sanat galerilerinin olması...fotoğraf çekmek yasak olduğu için tek kare çekemedik ama inanın inanılmaz güzel eserler var hepsinde...ve yine girip gezmek bedava...buralarda bi sanat galerisine girsen önce yüz kere süzerler sen ne ayaksın derler...ya valla bizim aşmamız gereken tonla şey var yine anladımki...adamlar zihniyet olarak sanata sanatçıya görselliğe öyle aşık öyle alışık ki...biz de ise lüks marjinal bi o kadar uzak işte...sanatseverlerin mutlaka görmesi gereken bi ada diyor bu serzenişimi de böyle sonlandırıyorum ehehe^^




şu manzaraya ne denebilir bilmiyorum...yaşadığını hissediyor insan böyle güzellikler karşısında valla^^...gidin görün bi güncük de güneşi santorini de batırın derim...evlilik teklifi filan edecekseniz  ya da alacaksanız yani klişe olmuş burası için ama gene de bence denemeye değer unutulmaz bi mekan ehehe^^...kalbimizi santorinide bırakıp gemi turumuzu bitirip çeşmeye geri döndük 4.gün...sonraki iki gün alaçatıda kalıp madem vizemiz var neden sakız adasına gitmiyoruz diyerek ani bi kararla bi güncük sakız adasına gitmeye karar verdik...yaşasın aylaklık yahu^^



sakız adasına direk çeşmeden günübirlik sefer yapan turlar var...biz de onlardan birine atladık gittik...zaten hepi topu 45-50 dakikalık bi mesafe...şurası yahu ehehe^^...sakız adası resmen türkiyeden bi parça gibi...o kadar hem bizden hem de değil tabiki...pek bi özelliği en azından merkezinde yok...ama pek çok görülmeye değer köyü varmış biz gene arabasız olduğumuz için gidemedik tabi...özellikle pirgi mutlaka görülmeliymiş fotoğraf çekecekler için aklınızda bulunsun...yeme içme deli ucuz...gezdiğimiz bütün yunan adaları içinde en ucuzu sakız adasıydı kesinlikle...bi de taksi ile 6-8 yuro arası neredeyse köyler dışında yakın mesefe her yere gidebiliosunuz o da güzel bi olay...sakızlı zebilyon tane ürün var...mutlaka alınmalı denenmeli sakız seviyorsanız^^...hemen size otelde önereyim çünkü çok mennun kaldık...morning star oteli amerikaya göçüp sonra geri gelmiş çok tatlı bi ailenin işlettiği temiz ve sıcacık karşılandığınız bi otel...sakıza gitmeyi düşünüyorsanız booking.comdan bi bakın der valkicik^^



sakız adasıyla yunan adaları maceramızın da sonuna işte böyleee geldiiik^^...çok gezmeli koşturmalı bi tatil olduğu için baya yoruldum itiraf ediyorum...delice denize giremedim filan ama bunu dediğim gibi dert etmedim...makul fiyatlarla güzel iç açıcı mekanlar görmek istiyorsanız tam size göre derim yunan adaları...ada insanlarının rahatlığı,sieasta ruhu filan sizi sakinleştiriyor resmen ehehe...kısaca tembellik antidepresan etkisi yapıyor diyebilirim^^...hepinize şirin tatilleeeer...seneye başka bi tatil postunda görüşmek üzreee ^^

ps:tüm fotolar canım kocacım eren gürsoy'a aittir...çalmayın çırpmayın beni üzmeyin ehehe^^


                                                                   şirin kalın^^











17 Temmuz 2014 Perşembe

poison valki^^



heleloy minik balkabaklarım^^...bu sefer ki aramız şaşırtıcı bi şekilde ufacık oldu...nedeeen çünkü valkicik nihayet yaz tatiline çıktı heyooo!...bunu fırsat bilip vaktim varken hemen bi post karaliim dedim sizlere^^...bu post son zamanlarda aldığım soru ve yorumlara da birazcık cevap verdiğim artık benimle özdeşleşen bi konsept makyaj postu olucak yine tabe ki...bu kez makyajımın ilham kaynağı batman serisinin dişi kötülerinden catwomandan sonra en sevdiğim karakter olan poison ivy yani zehirli sarmaşık^^...tabi saçlarının kızıl olması bu sevgimde büyük bi etken itiraf etmeliyim ki ehehe^^...neyse işte tüm gerekli gereksiz detayları ile karşınızda poison valki'nin hikayesi^^


bi yandan hikayemize başlarken bi yandan da şahsıma çok sorulan sorulara da cevap verelim istiyorum bu postta...verelim derken o 3. kişi kim bilemedim tabe ehehe...evet öncelikle ben neciyim ne ayağım yani bi nevi^^...bu fotolar, postlar, sosyal medya paylaşımları nedir sen ne yapıyorsun olayın ne? diyenler sıkı durun bundan sonrası sizin için gelioooor^^...hiç direk sorulmayan ama çok ima edilen bu soruların yanıtını şöle topluca verebilirim sanırım...ben pek çoğunuzun bildiğini tahmin ettiğim üzre profesyonel mesleği(garip ama gerçek^^) doktorluk olan bi fani beyaz yakalıyım (meraklılarına ek açıklama; branşım aile hekimi uzmanlığı...evet uzman aile hekimi diye bişey var^^)...heves edip bigün bi blog açmış sonrasında da bu blogda sevdiği,beğendiği,kendince alternatif olduğunu düşündüğü her türlü konu ve içeriği paylaşmış ve farkına varmadan bi anda en sevdiği hobisi bu olmuş bi insancığım^^...aynı zamanda bloglar sayesinde yeni yeni ilgi alanları keşfeden ve kendi üzerinde uygulamaya başlayan bi çömezim...ilgi alanlarımda genelde yolu görsellikten geçen konular yani alternatif moda akımları,alternatif tarzlar ve alternatif objeler gibi...bunların bir kısmını kıyafetlerimde, günlük hayatımda,evimde de yansıtıyorum ve blogdan öncede yansıtmakta idim zaten...yani burda bi acayip olup normal hayatında döpyes topuklu ayakkabı giyen biri değilim,değildim^^...paylaşımlarımda gerçekten samimiyim...tabiki unicorn boynuzu da takmıyorum sokakta o kadar uzun boylu değil ehehe^^...tüm bu paylaşımlar benim iç dünyamın bi yansıması ve bi nevi gerçek hayatın sıkıcılığından dertlerinden kaçış çabam diyebiliriz...bi de yani seviyorum yahu hobim işte başka bi açıklamaya gerek var mı^^...bu paragrafla neci olduğuma bi nokta koyup poison ivy'e geri dönüyorum^^...bu karakterin iki önemli püf noktası vardı bence...kıpkırmızı saçları ve tabiki yapraklı kostümü...orjinal çizgi romanda,filminde ve  yapılmış tüm batman dizilerinde filan hep farklı versiyonları mevcuttu poison ivynin...ama değişmeyen iki şey yeşil kostüm ve kırmızı saçlardı...ben de kendimce bu iki öğeden yola çıkarak bi konsept oluşturdum...ve ilk kez bi kostüm diktim sayılır^^


kostümü nası diktim ordan devam ediim...öncelikle çakma sarmaşık bulmam gerekiodu...bi süre aradım ama bulamadım...tam ümitsizliğe kapılmıştım ki her zamanki gibi küçükyalı perşembe pazarı imdadıma yetişti ehehe...yapma çiçek satan bi tezgahta onlarca sarmaşık buldum üstelikte sadece 15 liraydı...öyle mutlu oldum ki mimiklerime yansıyınca bu durum satıcı da anladı abla hiç böyle sarmaşık satmamıştım merak ettim napacaksın dedi ehehe...kostüm yapıcam dedim aman abla havva ana olacam deme sakın dedi^^...bu zekaya şapka çıkardım ve mutlu mesut sarmaşığımı aldım ehehe...sonrasında hemen bi kaç tezgah ötesinde 2 liraya satılan bodylere gözümü diktim...yeşil bi tanesini kapıverdim...etti mi sana 17 lira^^...evde zaten olan eski bi sütyeninde askılarını ve arka kısmını kesip bodynin iç kısmına diktim...onun üzerinden de yaprakları tek tek ön kısımda böle hafiften kalp şeklini anımsatacak bi sıralamayla diktim..bodynin eteklerini de aynı şekilde 3-4 sıra yaprakla döşedim...oldumu sana mini elbise^^...tabi gene fon sorunsalı yüzünden boydan fotom yok malesef...fakat kafaya iyice koyduk beyle alıoruz sonsuz fonu böle olmucak insanlar bacaksız sanıcak beni ehehe^^


ve tabiki peruk mevzusu...şimdi yeri gelmişken ben nerden nasıl peruk alıyorum onu açıkliim...aslında heryerden^^...tabiki tercihim ucuz ve bol çeşit olması sebebiyle çoğunlukla aliexpress olsa da 15-20 günde geldiği için acil ihtiyacım varsa daha hızlı seçeneklere yöneliyorum...ne gibi derseniz...peruk satan online türk siteleri,taksimdeki pasajlar ve gerçek peruk dükkanları gibi...hepsinin kendince handikapları var tabi...taksimdeki peruklar genelde parti işi kalitesiz, dükkandan aldıklarınızda renkler sınırlı ve pahalı, online olanda da ne çıkacak bahtınıza belli değil^^...ben son olarak türkiye içinden online alma seçeneğini değerlendirdim ve iyi bi türk cosplayerın güvenilir olduğunu sölediği perukcosplay isimli siteden satın alma yoluna gittim...gelen peruk oldukça kaliteli ve renk olarak kusursuz çıktı diebilirim...asıl şok olduğum konu ise sipariş sonrası elime sadece 1 gün sonra ulaşması oldu^^...tabiki aliexpress kadar ucuz değil itiraf etmeliyim ki...kargo dahil 75 liraya maloldu bana...şimdi gelelim her postta yaptığım özeleştiri kısmına...peruk iyi güzel hoştu ama bence olmadı...poison ivy'nin ruhuna havasına uygun olan dalgalı ve hacimli bir peruktu...fakat ne yazık ki tüm kırmızı dalgalı peruklar stoklarında tükenmişti...keşke ellerinde olsaydı ya da acele etmeseydim bilemedim ama bu konuda baya mutsuzum...bir diğer konuda kahkül kısmı...şimdi genellikle bu cosplay perukları siz karaktere uygun dizayn edebilin diye uzun perçem şeklinde kahküllerle gelio...ama nasıl şekillendireceksiniz orası tam bi muamma...ben çok beceremiyorum o konuyu...bir de şimdi bu makyajda kaş kısmımda yaprak dekor uygulaması yaptım...gözükebilmesi için kahkülleri ayırmam gerekti...ama sanki orda da bi küçük hüsam havası olmadı değil^^...mutsuzum işte nebliim peruk bi harika fakat şekillendirmesi hiç olmadı...bu konuda da araştırmam kendimi geliştirmem lazım...peruk şekillendirme başlı başına bi konu bence çünkü...evit önümüzdeki maçlara bakıcaz artık napalım^^


gelelim makyajaaaaa^^...öle aman aman bişey yok makyajda aslında...basit ama etkili bi görüntü yaratmak istedim...her zamanki gibi bin tane falan youtube videosu izledim ve en beğendiğim uygulamasını da becerebileceğim bi tanesini seçip aynısı olmasa da esinlenerek yapmaya çalıştım...burda en sevdiğim şey ten makyajım oldu açıkcası...aslında tamamen yeşil olmayı planlıyordum ama bunun makyajı tam yansıtmayacağını ve dişi hulk gibi görünme riskim yüzünden sadece göz bölgesine uygulama yapmayı tercih ettim^^...sonuçta benim burda ve çoğu diğer işimde yapmaya çalıştığım şey konsept makyaj denemesi...cosplay değil altını çizmek istiyorum ki...gerçekten cosplay yaptığımda zaten söylüyorum ehehe^^(bkz. black lady cosplay)...neyse konuya dönersek neden ten makyajımı sevdim...çok pütürsüz ve kusursuza yakın bi cilt görüntüsü verdiğini düşünüyorum...hangi malzemelerle bu sonucu elde ettim hemen söliim...öncelikle bu çekimlerde mutlaka en alta makyaj bazı uyguluyorum ben...bu sefer tercihim the balm time balm yüz bazı oldu...üzerine yaz aylarındaki kesinlikle tek favori fondötenim mac face and body N1 rengini uyguladım...gözaltlarıma ve kapatıcı kullanmak istediğim bölgelere sephora smoothing nd brightening concealer 02 light rengini kullandım...bu concealer bi harika ben alalı epey oldu ama hala varsa bi bakın derim...bazen sephoranın kendi ürünleri şaşırtıcı derecede iyi olabiliyor^^...tüm bunları yüzüme sabitlemek içinse mac maleficent koleksiyonundan almış olduğum beauty powder'ı kullandım...göz çevreme ve göz kapağıma süreceğim yeşil farın rengini daha net vermesi amacıyla baz olarak manic panic goth white krem fondotenini uyguladıktan sonraaa eğlenceli kısımlara geçtim^^


renkli makyaj yaptığımda elimde çokça renkli farı olduğundan ve gerçekten işini iyi yaptığını düşündüğüm için flormar tek tercihim oluyo galiba^^...hele neon serisi farlarının hastasıyım hemen her konsept makyajımda imdadıma yetişiyolar...bu makyajda da flormarın hala satışta olan neon yeşilini tercih ettim...ayrıca elimde sanırım yüzyıllardır olan dörtlü far paletlerinden 405 numarasındaki koyu yeşili ve moru kullandım...yer yer aydınlatma amaçlı kaş altıma vs. the balm mary lou manizer uyguladım...vazgeçilmezim kuyruklu eyelinerım için mac maleficent koleksiyon ürünü olan eyeliner kaleminin rapidblack rengini kullandım...bu sefer kalemi gözaltlarıma ve göz pınarıma da hafif cat eye efektli uyguladım...takma kirpik ve maybelline black drama mascara ile göz makyajımı bitirdim...kaş kavsime uygun kesip şekillendirdiğim yaprakları kirpik yapıştırıcısı ile yapıştırıp sabitledim...sıcaktan arada çıkıp dursalar da iş gördüler diyebilirim^^...ve ruj olarak yine bi mac maleficent koleksiyon ürünü olan true love's kiss i kullanarak makyajımı sonlandırdım...işte böleee minik balkabaklarııııım...tüm yorum,soru ve önerilerinizi heycanla bekliyorum...başka bi valki ile gereksiz işler turunda görüşmek dileğiyle diyorum^^


                                                                  şirin kalın^^







6 Temmuz 2014 Pazar

unique like a unicorn!^^


heleloy minik balkabaklarım^^...çoook uzun zamandır konsept olarak çok istediğim unicorn çekimimizi geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdik nihayet...her ne kadar blog okuyan kaldı mı bilmesem de bu postu yapmadan duramazdım...kimsecikler okumasa da benim için bir arşiv niteliğinde bu postlar çünkü...yani birileri okuyunca hele bir de yorum yazınca ekstra ekstra mutlu olmuyorum değil hani^^...ama instagram sonrası blogların bence pek takipçisi kalmadı...ne yazık ki...keşke eski günlerine dönse blogger...neyse efem bu sitemkar giriş sonrası hemmen ana konuya girelim...valkicik bu sefer de nasıl unicorncuk oldu...işte hikayesi huzurlarınızda^^



tabiki bu konseptin olmazsa olmazı hatta ilham kaynağı ve en önemli öğesi unicorn boynuzuydu...önce kendim yapmayı düşünsem de hem beceremeyeceğimi hem de güzel durmayacağını düşünerek almaya karar verdim...nerden bulacağıma dair şahane bi fikrim de vardı üstelik^^...fantazi aksesuarları satan amerikalı bi etsy dükkanı olan fireflypath...gözümü karartıp azcık tuzlu da olsa boynuzumu online olarak sipariş ettim...merak edenler için fireflypath sayfası hemmen şuracıkta...siparişim yaklaşık 10 günde elime ulaştı hem de teee los angeleslardan^^...kendisini aşağıdaki fotoda görmektesiniz....aşırı güzel gerçekten^^
boynuz işini hallettikten sonra her zamanki gibi önce kendime nasıl bir unicorn olmak istediğimi sordum ehehe...böyle yazınca da pek havalı oluomuş yahu^^...ben böle ışıl ışıl ve romantik bi unicorn olmak istiodum...peri masallarından fırlamış gibi...ayrıca hafiften ormanın koruyucusu faun havalarında filan^^...bu sebeple elimdeki en romantik peruğumu seçtim...daha önce karlar kraliçesi konseptinde kullandığım uzun düz platin olanı...sırf annem hiç yakışmamış çok kötü olmuş dediği için o postu silmiştim o sebeple link veremiorum^^...evet bence de bişeyler eksikti o makyajda ve konseptte...bu sebeple seneye kışa çok daha profesyonelini yapmayı planlıyorum karlar kraliçesinin umarım bu kez annem de beğenir ehehe^^


evit ışıl ışıl olmak derken her yerimi sime bulamaktan bahsetmiyodum sanki^^...gördüğünüz gibi yağlı güreşçi kıvamındayım ehehe...yani açıkcası süper oldu diyemem ama istediğim sihirli görüntüyü az da olsa elde edebildim...önce vücut losyonu sürüp üzerine bildiğiniz simi boca ettim...çok profesyonelce bi hareket evit ehehe...yani keşke simli vücut losyonlarından falan alsaydım demi ama yok valki aklı hep sonradan çalışır nedense^^...aslında yeri gelmişken bu konuya da azcık değiniyim...bazen instagramda falan soruluyor bunca malzemeyi nerden buluyorsun diye...cevap aynen şöle; ordan burdan^^...hakkaten yani tek yanıtım bu...bazıları elimde bi şekilde olan eskiden aldığım bunu da şöle bişey yaparsam diye sakladığım şeylerken, bazıları da özellikle satın aldığım malzemeler elbette...mesela bu çekim için elimde boynuz yoktu doğal olarak^^...tek özellikle aldığım şey o oldu bu sebeple...şimdi bu iyi güzel de nesi kötü bilio musunuz?...bazı şeyler ya eksik kalıyor konseptlerimde ya da istediğim kadar profesyonel durmuyor...komple bi konsept için baştan aşağı bişeyler almaya ne zamanım ne de o derece bütçem var takdir edersiniz ki...sıfır sponsor çalışıyorum sonuçta...canım arkadaşım hesionkanın hediye ettiği yine çoğu onun el emeği olan kostüm ve aksesuarlar bunun dışında tabiki...kısaca altını çizmek istiyorum ki yüzde yüz amatör yaptığım herşey...gerçekten göründüğünden çok daha zor bu çekimleri gerçekleştirebilmek...her seferinde daha iyi olması için çabalamıyorum demek değil bu tabiki de^^...bu konuya da açıklık getirdiğime göre devam edebiliriz^^


mor korseyi kadıköyde alternatif giysiler satan bi dükkandan almıştım barlar sokağına çıkan yol üzerindeki ama adını malesef unuttum...üzerime kesimi çok iyi olmadığı için tam oturmadı bu sebeple de çok bayılmadım kendisine^^...bence konseptimin tamamlayıcısı şahane çiçekli taç da canım hesicimin hedayesi^^ <3


evit gelelim makyajaaa^^...yüzümde bu sefer farklı olarak her zamanki bb kremim olan pure beauty değil mac face and body fondöten var...sebebine gelince hafif yapılı bi fondöten olması ve bb kremlerin spf içermesi sebebiyle parlama yaptığını ve kötü foto vermeye sebep olduklarını öğrenmem^^...lakin öyle zekiyim ki yüzüme bi ton sim boca edip aman parlamasın die bb krem sürmedim ehehe...neyse bu minnak saçmalama sonrası yüzüme yeni favori pudram pastel pro fashion no:20 uyguladım fondotenimi ve göz altı concealerım olan wetandwild coverall light'ı sabitlemek için...gelelim benim için tam bi hayal kırıklığı olan kısma yani göz makyajıma...mor wetandwild simli krem far süper iş görür diyerek giriştiğim göz makyajım tam bi rezalet oldu bana sorarsanız...işi h&m den aldığım dibi ışıltılı takma kirpikler az biraz kurtardı diyebilirim...ne renk veriyor ne efekt veriyor saçma sapan bi far bence kesinlikle 7 lira bile olsa para vermeyin derim...sonrasında elimdeki lila ve gri ışıltılı ne kadar far varsa durumu kurtarmak için kullandım diyebilirim...simli mor farı da tüm yüzüme özellikle göz çevreme maske şeklinde yaymaya çalıştım...daha çok çil görüntüsü yaratsa da o dakikadan sonra elimden bişey gelmeyeceği için bu şekilde çekime geçtim...bu makyajımda da rimelim her zamanki gibi benefit they're real! idi...rujum rimmel london colour rush serisi kalem rujlarından rumour has it rengi...üzerine sim sürdüğüm için azcık açık durmuş fotolarda normalde daha koyu bi pempik...kaşlarımın rengini de az da olsa gri farla kırmaya çalıştım...sonuç olarak işte ortaya bu görüntü çıktı^^...unicorn hikayemiz de burda sona erdi minik balkabaklarım^^...yeni süpriz konseptlerde ve postlarda görüşmek dileğiyleee^^


                                                                    şirin kalın^^












8 Haziran 2014 Pazar

black lady cosplay




heleloy minik balkabaklarım^^...yine deli uzun bi aradan sonra size bi hi! demeye geldim ihihi^^...instagramdan takip edenlere yaklaşık bi sene önce duyurduğum ilk gerçek cosplay denemem olan black lady hikayesi ile karşınızdayım bu sefer...cidden yılan hikayesine dönen bi deneyim oldu benim açımdan...kostümüm, lenslerim ve peruğum hazır olmasına rağmen aylarca nedense yapamadım...uzun süre kırmızı topuklu ayakkabı aradım bulamadım hep ayakkabıya attım suçu filan ihihi...ama sanırım gerçekten korktum...yapamamaktan becerememekten kötü olmasından vs. vs...ama sonunda anlık bi gazla hadi bugün yapalım dedim kocacıma ve yaptık...sonuç benim açımdan ilk profesyonel cosplay çalışması için idare eder oldu diyebilirim...hatta neredeyse beğendim  ihihi...sizlere hikayenin tamamını neyi nasıl yaptığımı, eksiklerimi hepsini anlatıcam bu postta...umarım bekleyenler için hayal kırıklığı olmamıştır...bu konuda beni takip eden, destek veren, merakla bekleyen herkese kocaman öpücükler ve sevgiler...işte valki nasıl black lady oldu hikayesi^^



öncelikli olarak neden black lady karakterini seçtim ordan başliim...benim anime sevdam sailor moon izlememle başladı diyebilirim...bu yüzden benim için sailor moon'un önemi çok büyük...özellikle karakter çeşitliliği ki özellikle villain dediğimiz kötü karakterlerdeki inanılmaz çeşitlilik ile kalbimi her zaman onikiden vurmuştur...black lady'i seçme sebebim ise kendime çok benzetmem...bi kere kendisi aslında başka bi karakterin kötüye dönüşmüş hali...bu karakter hepinizin aşina olduğunu düşündüğüm usagi'nin yani ay savaşçısının gelecekten gelen kızı chibiusa'dan başkası değil^^...kendisi benim gibi tek çocuk...black lady aslında chibiusa'nın yalnızlık,terkedilmişlik,sevgisizlik negatif enerjisinden beslenerek kara kristalin etkisi ile ortaya çıkıyo...yani hem çok çocuk hem de büyümüş ve dönüşmüş haliyle bile tam kötü diyemeyeceğimiz bi karakter...kendime pek çok yönden yakın bulduğum bi karakter özetle^^...karakterin kostümü ve sunumu bence gerçekten zor...çünkü tam anlamıyla bi gece elbisesi aslında üzerindeki...oldukça derin yırtmaçlı gösterişli kristalleri olan ağır bi elbise...yine de denemek istedim işte...artık olduğu kadar^^



kostümümü kim hazırladı?...bence can alıcı konu bu ihihi...kostümü cosplay camiasının çok bilinen ve sevilen ismi sevgili nil yani namı-ı diğer sensee hazırladı...kendisi türkiyedeki sayılı cosplay tasarımcısından biri...inanılmaz güzel işleri var...bu işin duayenlerinden diyebiliriz...vakit ayırıp mutlaka işlerinin hikayelerini anlattığı,cosplayle ilgili pek çok faydalı bilgi paylaştığı bloğuna şuraya tıklayarak bi göz atın derim bu işe ilginiz varsa...çok ama çok şey öğreneceğinizi garanti ediyorum^^...kostüm dört parçadan ve bi de tatlı mı tatlı pu topundan oluşuyodu...üstteki gömlek parçanın yaka ve kol kısımlarında kristalimsi taşlar vardı ama fotolarda hiç nedense açıdan gözükmemişler doğru dürüst ya da tüllerle kapanmış oysa ışıl ışıl parlıolardı...bu işlerde bi görüntü yönetmeni şart...herşeyi tek yapınca böle önemli detaylar atlanabiliyo...300 foto çekiosun ama istediğin netlik ve görsellik olmayabilio...neyse sağlık olsun^^...gömlek parçanın üzerine direk siyah çift yırtmaçlı elbiseyi,altına da yine mavi tülden yırtmaçlı iç etek parçasını giydim...bir de pembe omuz şalı vardı...aslında senseecim bana siyah kristal küpelerini de yapmıştı ama onlarda peruğun azizliğinden hiç bi fotoda çıkmamış ama aşağıya fotosunu ekliyorum merak edenler için^^




diğer olmazsa olmaz önemli iki şey tabiki kırmızı lensler ve peruktu...peruk sanırım aldığım ilk şeydi bu cosplay için...canımın içisi aliexpress imdadıma yetişti her zamanki gibi...ben şu satıcıdan aldım...valla renk daha koyu ve malesef topuzları içi boş üstelik de ufacık geldi...peruk benim için cosplayimin en zayıf halkasını oluşturdu bu sebeple diyebilirim...özellikle topuzlar ciddi hayal kırıklığı oldu...yani sararak yapmak imkansız kuyruklar birbirine dolanıyor bozuluyor filan...içi boş...içini pamukla doldurup biraz şekillendirmeye çalıştımsa da olmadı...itiraf ediyorum topuzlar berbat...hoşgörünüze sığınıyorum...ilk seferde olur öle şeyler ihihi^^



lenslerimi ise yine online olarak honeycolor sitesinden aldım...benim kullandıklarım şunlar...yaklaşık on günde elime sorunsuz ulaştılar...çok da mennun kaldım,batma filan hiç yapmadı...bu site zaten cosplay camiasında baya meşhur...circle lens meraklısı varsa gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim^^...her zamanki gibi makyajımı yine kendim yaptım...her zamanki standart ten makyajım ve klasik eyelinerım vardı aslında...ilk kez alt kirpiklerime de takviye yaptım takma kirpikle belki o bi değişiklik olabilir...alnımdaki ters ayı da yine eyeliner pen ile çizdim...baya zorladı beni doğrusu yapım aşamasında ama başardım sanki^^



fotoğrafları her zamanki gibi kocacım evde oluşturduğumuz minik amatör stüdyo ortamında çekti...ve gerçekten fotoğraflar da fotoşop yok!...bu bana çok sorulduğu için sölüyorum...yüzüme özellikle makyaja asla fotoşop uygulamıyoruz...sadece crop,bazen renk açma ya da koyulaştırma....başka hiç bir işlem yok...zaten fotoğrafçılıktan anlayanlar fotolardan bunu şıp diye anlayabilir...ha ne oluyor mesela saçımdaki tel tokanın ucu azcık gözükmüş mü onu kapıyoruz maksimum minicik bi dokunuşla...ya da burnumun hemen sağında minicik bi benim var o konsepti bozduğu için onu yok ediyoruz bazen...hepsi o kadarcık daha fazlası asla yok...ha bunu da muhteşemm güzelim, cildim mikemmel falan demek için değil bu işe ben makyaj merakıyla başladığım için ve makyajla ne derece düzgün ya da nasıl bi görüntü elde edilebileceğini göstermek amaç olduğu için sölüyorum onu da hemmen belirtiyim yanlış anlaşılma olmasın...buna da açıklık getirmem süper oldu bu vesileyle^^...diğer önemli bi nokta da fonumuz sadece arka fon olduğu için ayakta foto çekemememizdi...aslında çektik ama yerde laminat parke olunca bence korkunç durdu o yüzden hiç birini beğenmedim...yoksa aylarca o kadar arayıp bulduğum on cmlik kırmızı topuklu ayakkabımla şöle bi salınmak isterdim doğrusu...keşke ve keşke dış çekime azcık cesaretim olsa...ama hakkaten zor bişey...dışarda hazırlanmak bi yana bu halde halkın arasına karışmak falan ciddi cesaret isteyen şeyler^^...ama şu da bi gerçek ki bu tarz kostümlerin hakkı ancak görkemli dış mekan çekimleri ile verilebiliyor...yapamadık...bu da topuzlardan sonraki diğer önemli eksiğimiz oldu bence...pufun üzerinde bi sağa bi sola dönebildim anca ihihi...bu konuda da yine affınıza sığınıyorum...ama bi dahakine belki cesaretimi toplayıp dışarı da atarım kendimi^^...işte benim cosplay maceram kısaca böle minik balkabaklarım...sorularınız,katkılarınız ve merak ettikleriniz için burdayım...başka bi şirinlikte görüşmek üzere^^


                                                                 şirin kalın^^